8 Aralık 2014 Pazartesi

Tekrar Açılmak - Opening Up Again


llk aşklar, ilk ilişkiler ne kolaydır.. Safça, hesapsızca tüm açıklığımızla atlarız aşka.. Karşımızdakinin de aynı masumlukla, dürstlükle kendini bize verdiğini düşünerek. Gerçekten de karşılıklı güzel bir aşk yakalanıp, uzun süreli bir ilişkiye döndüğünde fazla hırpalanmayız belki de. Ama o ilk kalbimizi açtığımız ilişkide, aldatıldıysak, terkedildiysek, bize kötü davranıldıysa.. O darbenin izi bazen ömür boyu bizi takip eder. Birden çok ilişki yaşadıysak, giderek daha şüpheci , korku ve endişe dolu oluruz.
Sevmek, aşık olmak, biraraya gelmek isteriz de.. Ama arada geçmiş ilişkilerin derin izlerinden bir uçurum durur. Siz bir tarafta, sevdiğiniz diğer tarafta birbirinize hülyalı baksanız da.. Hep bir adım yaklaşmak istediğinizde, o uçurum durdurur iki tarafı da. Bazen üstüne bir köprü kurup geçebilsek, bazen aşamıyoruz uçurumları..Her adım attığımızda, tehlike çanları çalar kulağımızda..Bizi üzen, terkeden, aldatan, kötü davranan herkesin borcunu ödetiriz sanki karşı tarafa.. Ona düşer bu yaraları sarmak.. O da izin verirsek.. Yanyana duran iki insanın birbirine ulaşması hiç de kolay olmayabilir.
Tüm bu hasır altı edilmiş duygulardan geçmek, tüm hayal kırıklıklarına rağmen tekrar savunmasızca kalbimizi ortaya koymak, güvenmek..Bu sefer tehlikenin daha çok farkında olarak hem de.. Cesaret ister, güç ister.. Sebat ister.. O sevgiyi yaşayabilmek.. Her ne kadar meydan okuyucu bir yol olsa da.. Başka türlüsü çok yavan, anlamsız ve boş.. Yine de herşeye rağmen, sonucun belirsizliğine de rağmen değer derim..

Sevgilerimle..
*
First time falling in love, first relationships are easy in a way. We are innocent, without any calculation we fall in love with our whole heart. We consider that the other person is also innocent and in total honesty opening up. If indeed there is a love affair, in which both partners feel the same and we turn it into a long term relationship, both parties are not damaged in a way. But, the very first time when we open our hearts, if we are being abandoned, cheated or mistreated..The damage could be following us a lifetime. If we had several relationships, we become more suspicious, fearful, and full of mistrust.
We want to love, fall in love even..Form a relationship..But in between there is a deep abyss consisting of our former wounds in relationships. On one side you and on the other side your significant other will be looking at each other, but not be able to cross the abyss. You try to step forward, but you stop immediately when you reach the abyss. Sometimes we are able to create a bridge to cross it, other times it seems impossible. Whenever we step forward, alarming bells will ring in our ears.. The other person needs to pay for all the former ones, who cheated, mistreated abandoned us. He/she has to take part in our healing..Only if we are able to allow this to happen. It is sometimes not easy, that two people can reach other while they standing next to each other..
To go through all the pain, which has been pushed down, through all the disappointments, and to trust agin, to open our hearts again. Especially after we know, what the danger is..In order to find our way back to love needs courage, stamina and perseverence .. Although this path is a challenging  one, the remaining path is empty, meaningless .. According me despite all this, despite the fact that we never know the outcome it is worth to follow this path..

With My Love

18 Kasım 2014 Salı

Vithoulkas'a Göre Sağlık - Health According to Vithoulkas



Dünya'nın en ünlü homeopatlarından Vithoulkas, Krishnamurti dahil sayısız kişiyi yıllar içinde iyileştirmiş ve engin bir deneyime sahiptir. Ona göre sağlıklı olmak; zihinsel, duygusal ve fiziksel olarak özgürlük demek.. Fiziksel anlamda sağlık; acılardan, ağrılardan özgür olmak, bunu hepimiz tahmin ediyoruz sanırım. Duygusal anlamda ise tutkudan (bağımlılık içeren), duygu bağımlılıklarından özgür olmak ve gün içinde sevgi, huzur, güven gibi olumlu duyguları diğerlerinden daha fazla hissetmek..
Zihinsel anlamda ise gerçeğin arayışında olmak ve bencillikten özgür olmak.. Aynı zamanda yaratıcılığını ifade etmek sağlığı beraberinde getiriyor.
Fiziksel anlamda herşey yolunda giderken zihinsel ve duygusal anlamda özgürlük yoksa, bu daha büyük bir hastalık olarak görülüyor ve ileride fizikseli de etkileyeceği düşünülüyor.
Cinsel özgürlüğün de hastalıkların arttığı bir toplumu beraberinde getirdiğini söylüyor.
Biz bütünsel varlıklarız, hayatta herhangi bir eylemi bu üç yönümüzü (zihinsel, duygusal, fiziksel) de katarak yaşamalıyız, diye düşünüyorum ben de..

Sevgilerimle

*
 One of the most famous homeopaths in the World Vithoulkas has cured many people over the years, one of them being Krishnamurti..According to him being healthy means; being free on mental, emotional and physical levels. Physical health is as we all assume is being free from pain. Emotional health is being free from passion and emotional attachments and feeling more  love, calmness, peace etc in a day, rather than the negative emotions.
On a mental level, being free from selfishness and seeking the truth. Also if we put our creativity into existence we are healthy.
If we are physically healthy, but if we are not free on the mental and emotional level, it is seen as worse and the assumption is that it will create ill health in the future.
He also mentions that sexual freedom is the cause of a more diseased society..
We are holistic beings, we need to do whatever we do in life with the participation of all three levels (mental, emotional and physical) is  my opinion too..


With My Love

10 Ekim 2014 Cuma

Domine Etmek - Dominating



Herkes Dünyayı bir şekilde kurtarmaya çalışıyor. Global olarak  alınması gereken kararlardan bahsediyor. Kimisi kötüyü silahlarla yok ederek, kimisi spiritüel olarak eriterek, kimisi din yoluyla.. Herkes en doğru yolu bulduğunu düşünüyor ve diğerlerini bu yol konusunda ikna etmeye çalışıyor.

Hiç; ben doğruyu buldum, tek doğru bu, sen de bunu takip etmelisin enerjisi ile size birşeyler anlatan birini dinlediniz mi? Nasıl hissettiniz? Benim eskiden tepkim, mesajı dinlemeden, kendimi vermeden direkt direnmek, karşı sav bulmak ve tartışmaya girmek olurdu. Zira doğa kanunu, içgüdüsel olarak güçlü olanın ayakta kalacağını bilmek, yok olma korkusu yaşamak ve yaşamda kalma savaşının başlaması şeklinde oluyor..
Şimdi ise daha terapist gözüyle bakıyor ve yarasına odaklanıyorum..

Eğer Tanrı milyarlarca insanı yaratırken, hiçbirini diğerinin kopyası şeklinde oluşturmayacak kadar yaratıcı ise, biz niye herkesi bir kalıba sokmaya çalışıyoruz?

Geçen akşamlardan birinde  National Geographic Dünya gezegeninde insan yaşamı üzerinde çok beğendiğim bir belgeseli izledim. O kadar değişik yaşam şekilleri var ki bu Dünyada..
Örneğin soğuk diyarlardan birinde bir köyün tüm erkekleri yaz ayları boyunca kendilerini geliştiriyor, eğitiyor ki, hep birlikte kışa girerken kendi yaptıkları kayıklar ve mızraklarla ölümü göze alarak bir köpek balığını avlayabilsinler. O köpek balığı avlanıp köye geri dönüldüğünde büyük bir bayram oluyor, zira kışı geçirmeleri için yiyecek olarak tek şansları bu balık. Tanrı bu köyü buraya, bu köpek balıklarını o denizlere vermiş ise..Doğa ayakta kalmak üzere kurulmuş ise, düzen mükemmel işliyor demektir.

Şimdi siz bu köye gelip, sıcak ve bol bitkili bir iklimin insanlarının yarattığı vejeteryan yemek kültürünü yerleştiremezsiniz.

Bazı habitatlarda yaşamda kalabilmek öyle bir mücadele ki, bu insanların herhangi başka birşeye vakti kalmıyor, buralarda farkındalık çalışmaları yapmak ne derece doğru..

Ben şu anda herşeyin komforlu bir şekilde işlediği ve kendim üzerinde derinlemesine çalışabildiğim bir yaşam şekiline sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Bence bu Dünyada tek doğrunun olduğunu düşünmek ve herkesi kendi düşüncesinde, yani tek doğruda ikna etmeye çalışmak tüm sorunları ve huzursuzluğu beraberinde getiriyor. 'Öteki' olanı yok etmeye dayalı her türlü bakış açısı savaş, mücadele, huzursuzluk ve yıkım getirecektir. Herkesin kendi olarak güvende yaşayabileceği, kabul edildiğini hissedebildiği bir yaklaşım bulursak 'Dünya kurtulur' kanımca.. Tabii kurtulacak bir Dünya varsa...İlahi düzende, herşeyin bir yeri var ve seçim alanında her oyuncu için bir oyun var..

Tek tip bir doğru, tek tip bir yaşam ve tek tip bir insan olsa bu Dünya ne kadar sıkıcı olurdu.. Hiç düşündünüz mü?

Sevgilerimle..

*
Everyone tries to safe the World in one way or another, talks about what kind of decisions should be taken globally. Some want to destroy the evil with guns, some try to dissolve it spiritually, some choose the way of religion. Everyone believes that they have found the best way and tries to convince others to choose their way.

Did you ever listen to someone, who talks with you with the energy of 'My way is the right way, I have discovered it, you need to follow me.' How did you feel about it? Before my reaction would be to directly resist, without really listening to the message and actually only the listen with the means to find an opposite point of view, and argue passionately.. As a law of Nature, we know instinctively that the stronger one will survive, our fear of existence will be triggered, and our struggle for staying alive will start.
Nowadays, I focus from the point of view of a therapist, examining and looking at what the wound of the person is.

If God is so amazingly creative that there is no human being, who is the exact copy of the other one, why are we trying to put everyone in the same basket?

In one of the former evenings I watched a documentary on Human Habitat on the Planet by National Geographic, which I like very much. There are so many different ways of living on the planet.

For example, there is a village somewhere in a cold climate zone in which the men of the village are working and training themselves during the whole summer with wooden boats and handmade spears, risking their lives in order to kill a shark. When the moment has come and they succeed in hunting the big shark, there is a celebration in the village , because the only food they are able to eat  in the winter is this hunt.
God has created this village in this part of the World and put the sharks in the sea around it. The system to survive, the nature works here perfectly..

You can not come to this specific village and introduce a culture of a hot climate and lots of vegetation where people choose to be vegetarian.

 In some of the habitats there is such a struggle to survive, that these people do not have time for anything else. How right is it to talk about awareness topics in this parts of the World.

I feel extremely privileged and lucky to own a lifestyle, where I have enough comfort and time to spend time working on myself..

In my point of view to think there is only one right path on the earth and try to convince or even force everyone to choose for it creates problems and restlessness. All points of view, which are based on eliminating whatever falls in the definition of the 'Other' will create struggle, wars, disease and destruction. If we want to 'save the World' we need to find a way of approach in which everyone feels accepted and can live secure. If there is a World to be saved.. In the Divine order, everything has it's place and there is free will to play the game each and everyone wants to play.

Did you ever think about, how boring the World would have been, if there was only one type of living, one specific kind of human being?

With My Love

22 Eylül 2014 Pazartesi

Kişisel Gelişim Yolunda Dikkat Edelim - Be Aware About These Issues on the Path

Kişisel gelişim ve spiritüellik Dünyasında, dikkat edilmesi uygun olan bazı hususlar var. Gözlemlediğim ve zaman zaman atlandığını gördüğüm..Bugün onları dile getirmek istedim:


1- Kişiye hazır olmadığı bilgiyi, hazır olmadığı zamanda vermek yarar yerine zarar sağlayabilir. Bir terapist, şifacı olarak karşımızdaki kişinin travmasını hemen fark edebiliriz. Ama biz fark ettik diye bunu hemen kişiye ifade etmek doğru olmayabilir. Kişinin yaşam gücü, önce daha ufak travmalarla ilgilenebilir. Bazen kişinin esas travmayı aşabilecek gücü ve donanıma sahip olabilmesi için daha minör konuları temizleyip kendini güçlendirmeye ihtiyacı olabilir. Bu travmayı açacağı yerin ona bu alanı tutabilecek kadar güvenli olması gerekir. O esnada yeterli duyarlılık ve alanı tutamayan bir terapist- şifacı daha büyük bir yaraya yol açabilir. Ya da o travmayı iyileştirebilir, fakat kullandığı yöntem bir sonraki aşamalar için daha yüksek savunma duvarları konmasına neden olup kişiyi sonrası için kitleyebilir. Olanı görmek ve bilmek bir erdem olsa da, bu bilgiyi doğru zamanda doğru şekilde kullanmak daha büyük bir erdemdir..

2-Hayatın işleyişi ile ilgili ezoterik bilgiler, fazla erken açılırsa bazı kişilerde bu uygun bir şekilde değerlendirilemiyor. Hayatın gereklerinden vazgeçilip, keyfe keder ve fazla optimist bir yaklaşımla yaşam ele alınabiliyor. Bu da bilgilerin hayatı ele alış becerisini güçlendirmek yerine hayatı sabote edici bir hale dönmesini sağlıyor. En ufak bir rahatsızlık, disiplin ve zorluk karşısında, 'iyi hissetmiyorum, o halde bu benim yolum değil' denebiliyor. Farzedin ki bir işverensiniz veya bir müşterisiniz; karşınızdaki kişi bunu yapmam, bu bana uygun değil, hiçbir kaprisini çekmem vs gibi mesajlar veriyorsa ve herşeyde kendisine nasıl haksızlık yapıldığını anlatıp karşı çıkıyorsa bu kişi ile çalışmak ister misiniz?
Bu tarz yaklaşımlar, hiçbir yolda tutunamamayan, kendini sadece çalışmaların yüksek enerjileri içinde o çalışmadan bu çalışmaya atan bir yaşam şeklini beraberinde getiriyor. Buna kişinin maddi olanakları da el vermiyorsa kişi fiziksel hayatta sorunların içine gömülüyor. Aynı bakış açısı ile çözmeye çalıştığı için, bir türlü anlayamadığı bir şekilde daha derine batabiliyor. Bazen kişinin bir dönem bu şekilde beslenmesi iyi gelebilir, hayata karşı güçlenene kadar bir tamir sürecine ihtiyaç duyabilir. Ama dengeli ve hayatın içinde ayakları yere sağlam basarak ilerlemesi uzun vadede amaç olmalıdır.

3-Bazı kişiler bu çalışma iyi değil, bu şifacı iyi değil diye oradan oraya atıyorlar kendilerini.. Kişi kendini açmaya hazır olmalı. Esas şifayı yapan kişinin kendisidir, karşı taraftan medet ummamalıdır. Kendini açmaya hazır hissetmediği öğretiler ve kişilerle çalışırken buluyorsa, kendini neden ve nasıl sabote ettiğine bakıp kendine dürüst olmaya gayret etmelidir..

4- Bazı kişiler her sorun karşısında, çözülene kadar biraz daha seans almalıyım, biraz daha çalışmaya katılmalıyım diyor. Bunun doğru olduğu durumlar vardır. Ama bazen de kişi yeterince çalışmıştır.Aynı hafta 3 ayrı kişiden 3 ayrı seans almak çok da doğru olmayabilir. Çalışmaların hayata geçmesi için durma dönemini es geçtiği için, izin vermediği için olmuyordur istedikleri.. Çok fazla konuyu, çok hızlı açmak yarar yerine zarar sağlayabilir. Kendi üzerinde çalışan kişi sağduyusunu yanına almalı, kendi iç sesini dinlemeli ve hazır olduğu kadar, hazır olduğu zamanda çalışma sorumluluğunu üstlenmelidir..

Sevgilerimle

*
There are some issues  in the spiritual and personal development World, we need to be careful about.
I would like to mention some of these, which are according to my observations,from time to time not considered well.

1- To give someone information when they are not ready can harm them more instead of helping them. As a therapist our healer, we could be able to see the main trauma of the person directly. But it takes diligence to express it in a right way. It could not be the right thing to let the person face it immediately. The life force of the person could be firstly focusing on smaller traumas. Sometimes the person needs to strenghten themselves and learn the tools well and be confident in using them before they can cope with the main issue. The facilitator, who is not able to hold a clear space and is sensitive enough can cause a bigger trauma. Or they can heal the trauma, but the method which has been used can cause building up defense walls for future healing and could make the person close down. It is a virtue to be able to see the cause in a physcic way, but is a more important virtue to use the information in a right way at the right time.

2- If the the esoteric information about how life works, has been opened up to rapidly for the person, they may lack the understanding how to use it properly. They may give up on the demands of life and try to handle life in an overly optimistic and too easy going way. The result can be, that the information instead of serving in life can sabotage the person in life. The smallest quest for discipline, discomfort, difficulty can be avoided by saying 'I don't feel well in this situation, so it must not be my path'..Let's say you are an employer and you have staff, who says or gives messages like; I will not do this or that, I will not accept any of your unspiritual treatments, I will protest if you act at your smallest in justices..And I have the right to this..Would you choose this person for a job?
This kind of approach can create people who are not able to maintain longevity anywhere, or people who are only living to enjoy the extacy of energy work and go from workshop to the other. If the financial situation of these people are not supporting this lifestyle, it can cause huge problems. Whatever problem they have, they go to another workshop to ''solve it''. Sometimes, we need to mend ourselves by doing this for a while, but on the longterm our aim should be to stay balanced in life and be rooted in life..


3- Some people say this work is not good, that healer is not good and try multiple modalities with the aim to find the right one. One should be ready to open up before looking for a facilitator. The real healing is done by the person itself. The person shouldn't be make it dependent on the outside factor. If the person finds itself in a situation, where they are looking for facilitators who are not suitable for them, the person should ask itself why and how am I sabotaging myself and should try to be honest itself.


4- Some people whenever they are facing a problem, they immediately say what am I doing wrong?, I should have another session to solve this. In some cases this is right. But sometimes the person has worked more then enough spiritually. To book 3 different sessions form 3 different people may not be the right thing to do..In order to make the 'Work' work , we sometimes just need some silent time without spiritual action. Opening up too many topics, in a too short time can cause more havoc then healing. A person working on itself should have the common sense and listen enough to the inner voice to be involved in the spiritual work in a time and amount which is serving them correctly..



With My Love



13 Eylül 2014 Cumartesi

Stefano D'Anna'ya İthafen - A Tribut to Stefano D'Anna



Bugün günümüzün en değerli filozoflarından biri Stefano D'Anna Hakkın rahmetine kavuştu. Tarnrılar Okulu adlı kitabı Dünyada milyonlara ulaşmış bir yazar, kişileri rüyalarına gerçekleştirme gücü veren bir ilham perisi.Kendisini şahsen tanıma fırsatım oldu, onun Türkiye'deki sağ kolu arkadaşım Nehir'in özenli, detaylı, titiz çalışmaları ile Türkiye'de özellikle çok kişiye ulaştı..Prokovatif bir insandı. Toplum koşullanmaları içinde sorgulanmayan, konuşulmaya cüret edilmeyen konuları sohbetlere ilk andan itibaren katardı. İnsanların içinde uyuyan kaplanları canlandırır, tutkularını tekrar hissetmelerine vesile olurdu. Çok zeki ve ifadesi güçlü bir insandı.Konuları en derin katmanlarına kadar enine boyuna irdeler ve herkesin anlayabileceği şekilde sunardı. Kişileri derin uykularından bir daha dönmemek üzere uyandırırdı..Değerli bir düşünür, hayatı zenginleştiren nadide ruhlardan biriydi..

 Ona ithafen onun yazılarından birini paylaşıyorum bugün....

Sevgilerimle..

Kendini Özünde Sev

....Görünen o ki, hazır olmayan insanlar için kendini özünde sevmek, diğer tüm sıradan insanların içinde yaşadığı kaygı, ve daimi kargaşa durumuna kıyasla, hiçbir şeyin ve hiç bir heyecanın olmadığı can sıkıcı bir durumdur. Ancak, içinde kendisine karşı berrak ve net bir sevgi besleyen bir insan için her şey tam zamanında gerçekleşmektedir ve hatta Dünyanın bu karmaşası - her şeyin, görünürdeki isyankar ve birlik oluşturmaktan kaçınan anarşisi hali- bile onun gözünde daha yüksek bir bütünlük seviyesine doğru ilerleyen bir birleşme hareketi olarak belirir.

Yoksulluk zihinsel bir hastalıktır. Yoksulluğu refaha, zorlukları daha gelişmiş bir anlayışa, engelleri daha ileri bir anlayışa dönüştürecek olan şey sadece Düş'tür. Düşleyen bir insan, bir kuruluş ya da bir ülke yoksul olamaz. Yalanı ve kendini balatama eğilimini alt eden bir kimsenin, kendini özünde seven bir kişinin, dışarıdan gelecek herhangi bir yarfım rayışında olmasına gerek yoktur. O, çözümün kendisidir ve hem kendisi, hem diğerleri için yapmanın gücüne sahiptir.

Dünyanın sizin yardımınıza ihtiyacı yok, ancak ciddi bir biçimde sizin değişiminize ihtiyacı var ve esas değişim kendini sevmekle başlar.......

Agenda & Diary For Dreamers'dan alıntıdır..

*

Today one of our temporary most valuable philosophers Stefano D'Anna passed away. His novel 'The School Of Gods' has reached millions of people around the World, he was an inspiring muse for people to help them achieve their dreams.  I had the privilege to personally know him. Especially in Turkey thanks to the dedicated, caring and perfectionist efforts of my dear friend Nehir he reached lots of people. He was a provocative soul. He used to throw topics, which are not easily questionable or need courage to talk about into conversations. He awakened the sleeping tiger in people and made them feel their passion again. He was very smart and was diligent in speech. He would analyze topics layer by layer up into their deepest core and could explain them in a way, which everybody could understand. He awakened people from a deep sleeping state in an irreversible way. He was a valuable thinker and he was one of the rare souls, who made life richer.

I would like to share a part of one of his articles in tribute to him today..

With My Love

Love Yourself Inside

For unprepared people, loving oneself inside looks like a quite boring condition, in which it seems that nothing happens and excitement is missing compared to the state of apprehension and constant turmoil in which ordinary men live. But for a man who remains lucid and firm in loving himself inside, everything is punctual and even the confusion of the World- the anarchy where everything is apparently rebelling and trying to escape from composing itself to unity- appears to be a movement of fusion, towards a higher level of integrity.

Poverty is a mental illness. Only the 'dream' can change poverty into prosperity, difficulties into understanding, obstacles into intelligence. A man, a corporation, a nation who dreams can never be poor. He who has defeated lie and self-sabotage in himself, who loves himself inside, has not to look for any external help. He is the solution and has the power of doing for himself and others.

The world doesn't need your help, but desperately your change and main change is loving yourself..

Excerpt from an article in ' Agenda & Diary for Dreamers'

With My Love

3 Eylül 2014 Çarşamba

İyileşirken.. While We Are Getting Better



Yaşam içinde ilerlerken, her türlü deneyimi yaşarken tam içinde olduğumuzda, kabul ettiğimizde, bizde yarattığı tüm duyguları dolu dolu yaşayıp hiçbir anlam yüklemediğimizde ve şok geçirdiğimizde hayvanlar gibi titreyerek bunu attığımızda sağlıklı kalırız.
Aslında başımıza gelen olaylar değil bizi hasta eden, tıkanıklıklarımızı yaratan.. Bu olayları yaşarken ne yaptığımız, nasıl özümsediğimiz, oluşturduğumuz inanç kalıpları bizi çıkmazlara sokuyor.
Ailelerde yaşanan olaylar, travmalar herkesi farklı etkilemekte.. Kardeşler aynı olayları deneyimlese de, biri hayat boyu çözmeğe çalışırken, diğeri zar zor hatırlıyor ve belki başka bir şeyin üstesinden gelmeye çalışıyor..Belki de bu en güzel ispatı bunun.

Yaşam gücü iyileştirme yoluna giderken, benzer senaryolar yaratmakır. Bize kötülük yapmak istediğinden değil. Bloke olmuş duyguları harekete geçirmek, hatırlatıp düzeltme fırsatı vermek için..Örneğin büyük bir kaza geçirmişsinizdir, sonrasında bir şoka girip duygusunu hissedememişsinizdir. Bir kaza daha yaratırsınız, muhtemelen bir başka yılın aynı döneminde..Bu sefer hıçkıra hıçkıra ağlar ve belki titreme nöbetleri geçirirseniz, iyileşiyorsunuz demektir. O zaman da bir daha yaratmanıza gerek kalmaz..

Kuantum alanında yapılan birçok iyileşme çalışmasından sonra enerji yükselmesiyle insan kendini iyi hisseder. Beden arınınca huzuru, coşkusu artar..Yaşam umut dolu ve biz kendimizi dağları aşacak kadar güçlü hissederiz. Çıktıktan sonra çalışmadan başlar esas süreç oysa ki.. Travmalarımza benzer, daha az kuvvetli senaryolar yaratırız. Şimdi artık duygusal şarjı olmadığı veya azaldığı için çok daha donanımlıyızdır ve farkındalık düzeyimiz yüksektir bu sefer geçerken. Ancak oradan farklı bir şekilde geçerek, sağlamasını yaparak geçeriz ötesine tekrar eden döngülerin..

Bazı kişiler ilk andaki enerji yükselmesinin esrimesiyle, tekrar tekrar üst üste kuantum çalışmalarına katılır. ama sonrası süreçleri düşünmezler veya bilmezler..Ve sonra aynı anda karşısına çıkan bir sürü süreçle nasıl başa çıkacaklarını bilemez ve hatta kaçarak sadece enerji esrimesi alanında bağımlı yaşarlar.. Hayatla, kökle temaslarını yitirirler.

Hayatta herşey gibi kuantum çalışmaları da dengeli yapılmalı, insanı sarsmadan zarafetle kaldırabileceği süreçlerle ilerlemelidir..

Sevgilerimle
*
We remain health, while going through life when we are totally in the experience, accept it, when we allow all the feelings to flow through us, Don't put any meaning to what happened and when we allow our bodies to shiver like animals after the shocks we are having.

Not what is happening to us makes us sick or create our blockages..The belief systems that we create, how we interpret what is happening to us, how we are able to digest the events can put us into dead end streets. The traumas in the family effects each member differently..Brothers, sisters who are part of the same traumas are taking it differently, while one can work a lifetime on one trauma, the other nearly can not remember and is busy dealing with another event.. This can be the best example, where we can see this.

When our life force has decided to heal something, it will create a similar scenario. Not because it wants to treat us badly.. More it wants you to get in touch with your blocked or suppressed feelings and give you another chance to express them. For example you had a huge traffic accident and you were in a shock unable to really feel what you were going through. You will create another accident, probably in the same time of another year..This time you will cry out loud and have lots of shivering, which means you are healing. If you have totally gone through it, you don't have to recreate it again.

After having done healing work in the quantum field, we will have an energy high and one feels better. When the body is 'cleansed' peaceful feelings and the joy of life will increase. Life starts to feel full of hope and we will the power to move mountains. The real process will start when we go out. We create similar, lighter scenarios as in our past traumas. Now we won't have or have less emotional charge and we are more aware, therefore equipped to deal with it. When we act differently this time we can go beyond the vicious circles.

Some people once they experience the energy high while working in the quantum field, are running from event to the other. they are either not aware or not think about the processes that will follow. When all the processes envelop themselves simultaneously, they do not know how to cope and sometimes they run away by being in energy work and 'not going out into the field'. They loose touch with life and are not grounded.

Like everything in life healing work in the quantum field needs to be done in balance.. The processes which will follow should be elegantly without causing huge havoc...


Please check the Guide Istanbul (September issue) for an interview with me..


With My Love

1 Ağustos 2014 Cuma

Unavailable - Müsait Değil



Hani ilişkiler vardır. Bir durup muhasebe yaptığınızda çok az paylaşılmışlık vardır. Ne o kişinin yanında en açık en kırılgan tarafınızdan ağlamışsınızdır, ne de o size tam da o anda sımsıkı sarılmıştır.  Ne bir tatile gitmişsinizdir beraber, ne de beraber bir çılgınlık yapıp, aniden geceyarısı estiği için beraber dışarı çıkıp bir bankta yıldızları seyretmişsinizdir. Ne o hastalandığında yanında olmuş, ne de tek bir çocukluk anınızı paylaşmamışsınızdır. Aranızda doğru dürüst bir iletişim bile yoktur.
Ama takılı kalırsınız, aklınızı oyalar.. Yazılan bir kelimeye, söylenen bir söze uzun uzun odaklanır, binlerce anlam yüklemeye çalışırsınız. Çünkü elinizde başka malzeme yoktur. Olmayanı hayalinizle, belkilerle, acabalarla, olasılıklarla süsler birşey varmış gibi yaşarsınız. Tam da tükendiğiniz, daha fazla üretmediğiniz anda karşı taraftan bir hareket gelir.. Bir küçük hamle.. Ama sizin için yeterlidir, tekrar üzerinde uzun uzun düşünülecek, muhakeme edilecek, yorumlanacak, hayal kurulacak bir malzeme oluşmuştur. .. Ve bu böyle devam eder gider. Kendi kendinizle siz bir ilişki yaşarsınız..

İşte o an farkındalık ışığını yakma zamanı gelmiştir. Niçin müsait olmayan biriyle bir ilişkidesiniz? Siz niye müsait değilsiniz? Neden bu düzeyde bir ilişkiyi tercih ediyorsunuz? Ne oldu da, kimseyi yakınınıza almamaya karar verdiniz? Acaba gerçek anlamda sevilebilir olduğunuza mı inanmıyorsunuz? Ya da terk edilen olmaktan mı yoruldunuz? Sorumluluk dengesizliği olan bir ilişkide ezildikten sonra mı vaz geçtiniz? Aldatıldınız mı? Başkasını bulamayacağınızı, karşınızdakinin Hint kumaşı olduğunu mu düşünüyorsunuz? Kendinizi bir ilişkinin meydan okumaları ile baş edebilecek kadar güçlü mi hissetmiyorsunuz? Yakınlık yerine seksi mi tercih ediyorsunuz? İmajınızın arkasına mı saklanıyorsunuz? vs...

Kalbinizdeki yaraları iyileştirme zamanı gelmiştir belki.. Kim bilir?

Sevgilerimle

*
There are the kind of relationships, in which when you look back there is very few sharing. Neither did you cry from your most open and vulnerable heart nor did  your partner at that very moment give you a hug. Neither did you share a holiday together, nor did you share a moment of blissful insanity like deciding in the middle of the night to go out and watch the stars from a bench. Neither where you there when he/she was sick, nor did any of you share a childhood memory. In fact there is not even decent communication with each other.

But you stay stuck, your mind is busy with it. You focus on a word that is written or a word that is said for a long time and try to give it hundreds of meanings. Because there is no other material available for you. Whatever is missing, you make it up with your imagination, with maybe's, what if's?, possibilities and live it through as it was a real relationship. At the very moment when you run out of ideas and can not nurture your imagination anymore, your partner will make a step. A tiny step towards you. This will be enough for you, again there will be something to think about, to contemplate for hours, to imagine..And this will go on like this. You with yourself have a relationship..

This is the very moment when it is time to lid the light of awareness. Why are you in an unavailable relationship? Why are you unavailable? Why do you prefer this kind of a relationship? What happened, which make you decide to have no one ever close to you? Do you maybe believe that you are not lovable? Are you tired of abandonment and lost your hope? Did you give up after you where demolished in a relationship with huge responsibility imbalance ? Did someone cheat you? Do you think that the other is all you can ever find? Do you prefer sex instead of intimacy? Do you think that you are not strong enough to go through the challenges of a relationship? Are you hiding behind your image? etc..

Maybe it is time to heal your heart..Who knows?..

With My Love

22 Temmuz 2014 Salı

Kalbinizi Açık Tutmak - To Keep Your Heart Open



Kalbinizi açık tutmak..Her türlü bilinmeyen, beklenmeyen davranışa rağmen olası mı?
Birine açıyorsunuz kalbinizi, tüm saflığınız, masumluğunuzla..
İkiniz de farklı ilişki kültürleri, yaşanmışlıklar, beklentiler, yaralar ve olgunlaşma evrelerinden geçerek birbirinizi buluyorsunuz. Tarif edemediğiniz, sizden öte birşey sizi o kişiye çekiyor. .
Müthiş bir mutluluk, haz, aşkınlık hali hissediyorsunuz..Ona dokunmak, ona bakmak, onu dinlemek içinizde bahar çiçekleri açtırıyor..Tüm dikkatinizi ona veriyorsunuz, giderek daha fazla onu düşünüyor, onunla fiziken bereber olmadığınızda da bir yanınız hep onunla olmaya devam ediyor. Hayaller kuruyor, onu içinizde büyütürken tüm Dünya'yı tüm renkleri ile de daha yaşanası hissediyor, daha uyumlu ve anlayışlı oluyorsunuz..
Sonra bir söz, bir davranış..Belki niyet iyi olsa da, sadece farklı bir 'dün' nedeniyle sarf edilmiş, bir anda sizi tepetaklak edebiliyor. Sizin 'dün'ünüz o söze davranışa farklı bir anlam yüklüyor, belki onunla birlikte tüm korkularınız tekrar kendini hatırlatıyor. İçinize bir şüphe kurdu düşüyor ve sizi kemiriyor..
Belki sarf edilen bir kelime, sizde en az yüz soru doğuruyor.. Andan koparıyor, büyüyü bozuyor..
Ben o noktada daha önce bir şey olmamış gibi davranır, bir düzeyde yok sayar, ama için için donar ve zamanla birşey hissetmez hale gelirdim. Sonra da ilişkiden kaçardım. Aslında yaptığım şey, kalbimi kapatmakmış..Kalbim kapanınca, hissedemez olunca da kalmamın anlamı kalmazmış..
Tam da o noktada durup içime dönüp, bir es verip duygularıma bakabildiğimde, bunları karşı tarafa aktarabildiğimde fark ettim ki kalbim tekrar açılıyor.. O hisleri tekrar buluyor. Ama bunu ifade etmenin de bir riski var, karşı taraf kaldırabilir mi? Söylediklerim onda ne tetikliyor? O da bunları ifade edebilecek kadar açık kalmayı istiyor mu? O kaldıramayıp gider mi? Ben içimdeki hassaslığı, incinebilirliği karşı tarafın da içindeki hassas alana özen göstererek söyleyebilecek miyim? Kendimi ifade edebilmeyi becerecek miyim?
Bütün bu kargaşıyı yaşıyorum. Ama anladım ki, tek şansım bu .. Bu riski almadan, bu adımı atmadan ben orada duramıyorum.. Kalbin açık kalabilmesi için ifade edebilmeliyim. Sağlıklı bir ilişkide, karşılıklı güven, saygı ve sevgi alanını koruyarak soğan katmanları gibi içimizin derinliklerine yolculuk yapabilmeli, bunu paylaşabilmeliyiz. Kendi içimizin derinliklerine inmek bizim sevgimizi büyütüyor. Birlikteliği anlamlı ve derin kılıyor.
Kalbin donduğu yerde, ilişki bağımlılık ve alışkanlıklarla devam eden parıltısını yitirmiş bir elmasa benziyor..Kolay mı ? Bence değil.. Ama güvenlik alanında kalarak kim hayat coşkusunu koruyabilmiş ki..

Sevgilerimle..

*
To keep your heart open.. Is it possible with all the unknown, unexpected  factors ?
You open yourself up to someone with all your heart and your innocence..
Both of you come from different backgrounds, relationship cultures, expectations, wounds, experiences and maturity levels and find each other. Something beyond you, something you can not put into words attracts you to the person.
You feel incredibly happy, blissful, a state of transcendence..Touching, listening, looking to the person will blossom flowers in you. you give your full attention to the person, the person takes more and more place in your thoughts. Even if you are physically not at the same place, a part of you remains always together with the person. You start daydreaming, while you make the person grow inside of you, you feel that the world is more of a beautiful place with all it's colors. You become more understanding and harmonious.
Than with a word, or a behavior .. Although the intention is good, being said or done just because of a different 'yesterday' can make everything go upside down. Your 'yesterday' interpretes this gesture differently, maybe all your fears come back..A worm called doubt starts to eat you up.
Maybe a word used can cause a havoc of hundred questions in you. Tear you away from the moment and break the spell.

At that very moment I was behaving like nothing happened, neglect my own feelings, freeze inside and in time I was not able to feel anymore. Afterwards I was running away from the relationship. Actually what I did was closing my heart down. With a closed heart the relationship did not have a meaning anymore and ı could not stay there..

But exactly at that very moment when I look inside, take a moment to connect with my deep feelings and when I am able to communicate what happens through, I realized that my heart opens up again.
I can find the feelings again.
There is a risk in expressing these feelings. Can the other hold the space for this? What does what I tell the person trigger in them? Is the person eager to also communicate through whatever is happening with them? Or will the person not be able to stay and leave? Am I able to speak my vulnerability through in a way that I am respecting and taking care of the other person's vulnerability? Will I be able to give the message in the right way?
I go through all this havoc. But I understood, this is my only chance. I can not stay there when I do not take the risk and make the step. In order to keep my heart open , I need to express myself. In a healthy relationship, we should be able to open up to our innermost core and express it to the other person layer by layer in a space which is safe, respectful and loving. To go inside our own depths makes our love grow. It also makes the relationship meaningful and gives depth.

When the heart is frozen, the relationship continues due to co-dependency and habit and looks like diamond, which has lost it's shine and glamor. Is it easy? According to me .. No..But who was able to keep the joy of life while staying in a comfort zone?

With My Love

4 Temmuz 2014 Cuma

Kurban - Victim




Kurban arketipi birçoğumuzun sahip olduğu bir arketip. Bakın bana bunu yaptılar ve bunu yaptıkları için ben haklıyım ve ben mağdurum.. Karşı taraf  kötü, ben ise masumum.. Kurbanı oynayanlar, sürekli aynı hikayeye takılır durur, affedemez ve ötesine geçemez. Ben bu rolü uzun zaman oynadığım için iyi bilirim..Aslında kurban, hiç de daha iyi olan, haklı olan değildir..Karşısındaki kişinin, tüm iyi yönlerini bir anda fırlatmış, gördüğü karanlık bir yanına odaklanmış, affetmeyi bilmeyen, öfkesini, intikamını mağdur kimliğinin altında gizleyendir..Üstelik manipülatif bir şekilde herkesi de kendi tarafına çekmeye çalışır, karşısındakiler ise enerjilerinin çekildiklerini, rahatsız olduklarını hissederler, vicdanları ile oynandığı için bir yandan suçluluk hissederler ve kurbanı onaylarlar..
Bazen gerçekten büyük bir travmanın parçası olmuştur, bu doğrudur..Yani gerçekten kurbandır..Yardıma ihtiyacı vardır ve yaralıdır. Çok büyük travmalara sahip olan ve yenen insanlar tanıyorum ve onlara saygı duyuyorum. Burada kurban olup sonrasında kurban arketipinde kalanları ele alıyorum. Kurban arketipindeki kişi  bunun ötesine geçemez..Aynı plağı tekrarlar durur ve o durakta yıllarını geçirir. Ben masumum, onlar suçlu kimliği hoşuna gider..
Bazı senaryolarda ise kendi yaratımının sorumluluğunu almaz. Bu senaryoda benim payım neydi diye bakmaz. Alması gereken dersi almaz. Bir çocuk olarak kalır. Bunun ötesine geçemeden yıllarını ve hatta ömrünü geçirenler bir var..
Bence hiçbir şey bu hayatta bize verilen muhteşem yaratım gücünü, muazzam mucizeleri yok saymaya değmez. Yaşam coşkusunu ve hafifliğini reddetmeye değmez..Evet bazen kendi kendimize çıkamıyoruz oradan ve bir yardıma ihtiyaç duyuyoruz.. Ama niyet ettiğimizde bütün kapılar bize açılıyor ve bir seçimle, bükülmez bir niyetle hızla bir çok şey değişiyor..
Rolde kalmak da bir seçim, çıkmak da bir seçim..Herşey her zaman olması gerektiği gibi ve mükemmel..
Sevgilerimle

*
The victim archetype is an archetype, which most of us have..Look what they did to me and because of this I am wronged and I am right. The other is bad and I am innocent. People, who choose for the victim role will be wrapped up in the same story over and over again, can not forgive and step ahead.
I have played this role for a long time, therefore I know. The victim is not the better one or the one that is right actually. The victim is the one, who after it saw a dark side of the other person, forgets all the good parts and hides its anger, rage and revenge behind the role of the sufferer. The victim manipulates everyone to be on their side, the others feel that their energy is pulled down, but it plays with the common sense of the people and they feel they need to approve the poor sufferer.
Sometimes, they really have been traumatised and they are right. They really are victims. They need help and they are wounded. I know people who had big traumas and where able to heal them. I really respect them. Here I am writing about people who like the victim archetype and enjoy remaining in it, who are not able to go beyond. They tell the same stories over and over again and stay at the same spot for years. They like their identity of being innocent and the others remaining guilty.
In some scenarios they don't take their own responsibility of creation. They don't look at how they have created whatever happened. Don't get the lesson they need to take and remain as a kid in a way. There are victims who remain a poor sufferer for years, even for a lifetime.
In my opinion, nothing is worth discounting our amazing force of creating and rejecting all the miracles which could come our way. Nothing is worth to exchange your joy of life and lightness for. Yes, sometimes we are not able to go beyond on our own and need help.. But with intent all the doors open. Only with choice and unbending intent everything changes rapidly..
It is choice to stay in the victim role and it is  a choice to go ahead..Everything as always is as it should be and is perfect..
With My Love

2 Temmuz 2014 Çarşamba

Daha Derine..To Go Deeper



.. Ve bir gün biri gelir..Her zaman alıştığınız güvenlik sınırları içindeki yaklaşımınıza izin vermez. Daha derinde içinde neler oluyor diye sorar ve pes etmez. Size kendinizi açmanız için yeterli güven ve alanı sağlar.. Hiç yaşadınız mı?
Ben bunu deneyimleyecek kadar şanslı oldum. Ve o güvenlik sınırlarını o kadar uzun süredir korumuşum ki, ardındakini ben bile tanımaz olmuşum. Aslında ne hissediyorum, ne var içimdeyi bulmam zor oldu. Yoğun bir duygu seli, çok şeyi içeren..Ama söze dökmekte, kendimi anlamakta zorlandığım. Ancak oradan çıkıp mesafe aldığımda, uzaktan baktığımda daha net görebildiğim..
Sevgi, mutluluk gibi güzel duyguların içine bulanmış utancım, korkularım, güvensizliklerim. Hepsi içiçe geçmiş öyle bir paket olmuş ki ben bile içinden zor çıkar olmuşum. Hani yün yumakları vardır, çözmesi çok bilinmeyenli denklem gibi olan..Hangi ip hangi iple bağlantılı, önce neyi ele almam gerek çözülsün diye incelediğimiz..
Oraya girdiğimde ise, merkezimde kalmak zaman zaman zor oluyor.. Yün yumakları çözülüyor, ama çözülürken o korkulan duygular en yoğun bir şekilde yeniden hissediliyor..Reddedilme korkum, istenmeme korkum, terkedilme korkum.. O kadar çok, o kadar yoğun..Halbuki alıştığım sınırların içinde ne kadar mükemmel, ne kadar birçok şeyi aşmış duruyordum..Yalan mıydı? Hayır değil, sadece bir sonraki katmanda ilgi bekleyen bir başkası var..Derine indikçe bir başka sen..Bilmem daha kaç katman var, özüme varmak için..Ama güvenlik alanının ötesine bakacak kadar cesareti olanların yaşam coşkusu taptaze..Ve buna değer..
Sevgilerimle

*
..And than one day someone comes..And doesn't allow you stay in your so familiar comfort zone..Asks you, what is there deep inside you and doesn't give up until you answer. Provides you the space and the safety to open up to something deeper in you..Did you ever have this experience?..
I have been lucky enough to experience this. I have been maintaining my comfort zone for such a long time, that even I didn't know who was behind the walls..It took me quite some time to undersatnd what I feel and what is inside me..A very intense emotional flood, containing a whole package..It was difficult to put it into words, to understand myself..Only later, when I was able to take a distance I could see what was happening more clearly..
Beautiful feeling like love and happiness where mixed with my shame, fears and insecurities. So intertwined that even I had difficulties to go through it..Like balls of wool, which are inextricable..Which string is connected to the other and do I need to follow to unwind the mess..?
It is possible to resolve it, but you go through all your fears in an intense way. My fear of abandonment, my fear of rejection, my fear of not being wanted.. So intense, all of them at once..
And I was so excellent and beyond all that in front of my comfort zone...Was it a lie? No..There was just another me, waiting in an other layer...The deeper you go, you will find other you's..I don't know, how many more layers to go, in order to reach my essence..But if you are courageous enough to go beyond your comfort zone, your life force will be fresh, very fresh..And it is worthwhile..
With My Love

19 Haziran 2014 Perşembe

Ruhun Buluşması - Meeting a Soul



Her ilişkinin , her karşılaşmanın bir mesajı vardır. Sizi bir sonraya taşır, belki minik bir karışla, belki büyük bir adımla.. Bu mesajı karşılıklı alıp verebilmek, karşılıklı ruhen buluştuğunuzu hissetmenizle olur. Kalbinizi açıp ruhunu gördüğünüzde, o da sizin ruhunuzu gördüğünde..Bir şey dönüşür..Birbirinizi öteye taşırsınız..Bir an bir sessizlik olur, o sessizlik sanki bir asır sürer. Saatlerce konuşsanız iletemeyeceğiniz kadar derin birşeyi alır verirsiniz. Sözler yetmez anlatmaya..O bir an içinde, tüm yaşanmışlığınızı, öğrenmişliğinizi, ruhunuzun hediyesini verirsiniz karşınızdakine, onun da kalbi açıksa, gözlerinizin içine bakma cesareti varsa o da verdiğinizi alır ve size de kendi penceresini sunar..O buluşmada, ne kadar bir arada kalacağınız, ne kadar süreli bir yolculuk yapacağınız tüm dürüstlüğü ile yazılıdır. Okursunuz, izin verirsiniz. Sevgiyle büyürsünüz giderken birbirinizden, birşey eksilmiş gibi değil, bir şey genişlemiş büyümüş gibi..
Eğer ruh gözünüzü açıp, dokunamamışsanız karşılıklı, birşeyler eksik kalır..Perdelerin arkasında noksan kalır..Bir arada da olsanız, uzaklaşsınız da birbirinizden yalnızlık ve noksanlıkla kalırsınız..Tamamlamaya çalışırsınız..Milyonlarca kelime eder, ama birbirinize yabancı kalırsınız. İlişki ilerliyorsa, aynı buluşmaların tekrarı gibi bir gün, binlerce günün aynısı olabilir..İçinizdeki boşluk, bedenlerin arasında uzaaar giderrr..

Sevgilerimle

*

There is a message in each encounter. It carries you to the next moment, maybe just a hand span wide, or with a huge step..In order to be able to receive the message mutually it is essential that the souls meet..If you open your heart and see the other's soul, and if the other also is able to look into your soul.. Something transforms. You carry each other to the beyond.A  moment of silence will be there, this moment will feel like eternity. You will give each other something coming from a deep place, which can not be given even if you speak for hours. Words are not enough to tell this..In that one moment, you give all your life, whatever you learned, the gift of your soul to the other, and also if his/her heart is open , if there  is the courage to look into each others eyes mutually you both give and receive and see life from each others windows.In that meeting, in all its honesty, it is written how long you are meant to stay together, how long the journey together will be..You read it and you allow it to happen. You grow in love, and feel like an expansion and not something lacking when the time has come to leave each other.
But if your souls eye is not open, if you could not touch each other from a soul level.. something will be lacking..Behind the curtains something will be missing..It doesn't matter whether you stay together, or you go away from each other you will feel the lack.. You will try to complete it. You spent millions of words but stay strangers to each other.If in this case the relationship continues, the meetings will be a repetition of the same over and over again. The emptiness, the hole inside you will expand between the bodies...

With My Love

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Yaratım Frekansı - Frequency of Creation




Son zamanlarda dikkatimi daha çok çeken birşey var. Yarattığınız andaki duygunuza dikkat edin. İçinizden istediğiniz bir şeyi düşündüğünüz, tasarladığınız, yazdığınız andaki duygularınıza bir bakın. Ya da ne kadar kalpte, ne kadar zihindesiniz ona bakın.. Yaratımınız fiziksel hayata geçtiğinde, size hissettireceği duygu bu olacak çünkü..Tam o alandan, o frekansa uygun bir yaratım çıkacak karşınıza..

Kalbinizin coşkusunun en güçlü olduğu alandan gönderin yaratımınızı ki, coşkunuz katlanarak artsın derim..

Sevgilerimle

*
Recently, there is something, which caught my attention. Be aware of your state of emotion at the moment of your creation. Whenever you think, design or write about  something that you want, watch how you feel. Or be aware of how much you are in your heart or how much you are in your mind..
Because this is what it is going to feel like, when your wish is granted. You have been creating from a certain frequency, the physical aspect of your creation will be in the same frequency.

What about creating from a place where your heart is full of joy, so that your joy can be multiplied..

With My Love

Inna Segal Türkiye Mektubu- Turkey Letter Inna Segal





Türkiye’nin açık kalpli insanlarına ;

Ülkenizi ziyaret etmek ve size bedeninizin inanılmaz bilgeliğini keşfetmek için fırsat sunmak benim için büyük bir zevk.
Benim yeteneğim, bedeninize bağlanmanın, iletişim kurmanın kompleks yapısını anlamak ve bedeninizi ‘son derece kolay’ yöntemlerle iyileştirmek.
Bunu yapabiliyorum çünkü genç yaşlarda beni yatağa düşüren bel ağrısı, sedef hastalığı ve sindirim sorunu gibi hastalıklarımı iyileştirdim.
İnsanların bedenlerinin içini, auralarını ve enerji alanlarını görmek gibi bir yeteneğimin olduğunu keşfettim.

Son 8 yılda Dünya çapında seyahat ettim ve insanlara bedenlerini nasıl iyileştirebileceğini ve hayatlarını nasıl dönüştürebileceklerini öğrettim.
Benim eğitimini verdiğim workshop sizin içsel bilgeliğinizin mesajlarını nasıl okuyacağınızı anlamaya olanak veren iyiliğiniz’e yaptığınız bir yatırımdır.
Seyahat programım çok yoğun olduğundan bu workshop ile iyileşmeyi öğrenmek sizin için güçlü bir fırsat.

Workshoplarda daima insanların mevcut ve gerçek sorunlarına dayalı eğitim veriyorum.
Bütün workshopların insanlara gerçekten yardımcı olmak için eşsiz olarak tasarlanmasının nedeni budur.

Biz negatif inançları dönüştürme, sınırlayıcı duygular ve hücresel düzeyde atalarımızdan gelen DNA kayıtları üzerinde çalışıyoruz.
Sezgisel enerji ile bağlantı kurmayı öğrendikçe ve onunla çalıştıkça önsezileriniz artacak, renklerle iyileşmeyi keşfedecek,
sinir sisteminiz üzerinde çalışmayı ve daha bir çok şeyi öğreneceksiniz.

Bu workshop oldukça pratik öğretiler içeriyor ve sağlık durumunuzu iyi anlamda değiştirecek
Hayatınızda büyük ve derin bir değişiklik yapmak için sabırsızlıkla bekliyorum.

En içten sevgilerimle,
Inna




INNA SEGAL 17-18 MAYIS BEDENİN GİZLİ DİLİ SEMİNERİ – İSTANBUL

·        Inna’nın Dünya çapında ödüllü ‘Bedenin Gizli Dili’ kitabı Kampa Workshops tarafından Pupa Yayınları aracılığı ile Türkçe’ye çevrilmiştir. Kitabı isterseniz size gönderebiliyoruz. Kargo masrafı dahil 25 TL.. 

Seminerle ilgili bilgi almak için aşağıdaki numaralardan irtibata geçebilirsiniz:
              İletişim:  +90 538 354 44 49  info@kampaworkshops.com  




*

To the open hearted people of Turkey,

It is my great pleasure to visit you wonderful country and offer you an opportunity to discover the incredible wisdom your body has to teach you.

My talent is to make the complex understanding of connecting, communicating and healing your body extremely simple. I am able to do that because after healing myself at a young age from debilitating back pain, psoriasis and digestive problems, I discovered that I have a gift of seeing into people's bodies, auras and energy field.

Over the last 8 years I have been travelling around the world teaching people how to heal their bodies and transform their lives.

The workshop I teach is an investment into your well being as it allows you to understand how to receive messages from your inner wisdom and heal.

As my travel schedule is very busy this is a powerful opportunity for you to learn from me in your country.

In the workshop I always tune into all the people who are present and teach based on what the real issues are. This is why each workshop is uniquely designed to help those that are there.

We work on transforming negative beliefs, limiting emotions and cellular and ancestral memories. As well as learning to connect to and work with Divine energy, increasing your intuition, discovering colour healing, working on your nervous system, and much more.

This workshop is very practical and will change your health.

I look forward to making a real difference in your life.
With love Inna



All the best, love Inna 

11 Mayıs 2014 Pazar

Dümeni Başkasına Vermek - Giving the Steering Wheel To Someone Else



Bazen vazgeçtiğimizi düşündüğümüz nokta, tam da teslimiyeti öğrendiğimiz nokta oluyor.
Herşeyi denedim olmadı, hiçbir zaman olmayacak galiba.. Bu hayatta istediğim bana verilmeyecek galiba, dediğimiz, tüm çabayı bıraktığımız ve belki öfke belki gözyaşları içinde çöktüğümüz nokta, gerçekten kontrolü bıraktığımız ve teslimiyeti denediğimiz bir yer olabilir. Dileklerimizi bizden öte bir gücün gerçekleştirebilmesi için izin verdiğimiz bir nokta..O ana kadar önermelerimizi yapar, isteklerimizi göndeririz, ama olması için, ilahi düzenin bize hediyelerini verebilmesi için alan tanımayız. Hatta girmemesi için kendimizi yorar, çabalar izin vermeyiz.
O kadar çabalıyorum olmuyor deriz.
Teslim olduğumuzu zannederiz. Ancak gerçek teslimiyeti deneyimlediğimizde anlarız ki, aslında daha önce kontrol edermişiz.
Koltuğa yaslanıp, dümeni yüksek benliğinize vermek ve yol almak .. Oraya varmak o kadar keyifli ki..
Bu sorumsuz olmak, yapılması gerekeni yapmamak demek değil..
Ben zaman zaman deneyimliyorum. Çok keyifli, mükemmel yaratımlar, olağanüstü bağlantılar ve zarafetle yol alma var orada. Ama siz yoksunuz. Ben yaptım diyemezsiniz, sizden öte bir düzen bir yaratım var orada. Size sadece tadını çıkarmak kalır. Herşey önceden ayarlanmış da , siz de yap bozun bir parçası olarak, büyük düzendeki yerinizi alırsınız gibi. Akıntıya kürek çekip küçük Dünyanızda kalmak yerine..
Bugün dümeni bir başkasına vermeğe ne dersiniz?

Sevgilerimle

*
Sometimes the moment that you give up, is exactly the moment that you learn surrender. I tried everything, it didn't happen, it looks like it will never happen..The moment comes when you say, in this lifetime the things that I want will not be given to me and you will leave all struggle behind, maybe you burst into tears or have a rage attack..This exactly could be the moment in which you really let go of control and experience surrender. A moment you allow your wishes to be fulfilled by something larger then you. Until that moment we could do our affirmations, make our wishes, but we won't allow the divine intelligence to interfere in order to manifest our dreams. On the contrary we could exhaust ourselves in order not to let it in.
We could say I am putting so much effort in it, but nothing happens. We think that we have surrendered. But when we really surrender, we can look back and see how much control there was.
Leaning backwards and giving the steering wheel to higher self and move forward.. It is such an enjoyable place. This does not mean being irresponsible and doing what we should do.
I experience this state of mind from time to time. Moving forward with grace, enjoying a lot, excellent creations, incredible connections happen from this space.. Only you are not there. You can not say, I did it, there is a creation a divine order beyond you happening. The only part you play is enjoying the ride. It feels like everything is preordained, you are a puzzle piece exactly fitting in and playing your role in divinity... Instead of going against the stream in your little World.
What about giving the steering wheel to someone else today?

With My Love

24 Nisan 2014 Perşembe

Diğerleri Stefano D'Anna - Others by Stefano D'Anna




DİĞERLERİ

Tek başınalığa karşı diğerleri yaşamımızın en ilginç kutuplaşmasıdır. Tıpkı aydınlık ile karanlık, korku ile sevgi, yaşam ile ölüm gibi çetin bir ikilidir. Biri varken diğeri gerçekleşemez.

Hiç bir ebeveyn, okul, akıl hocası, öğretmen ya da üniversite bize diğer kişilerin ne anlama geldiğini, neyi ifade ettiklerini ve neye hizmet ettiklerini öğretmedi. Dahası, hiç kimse onlardan nasıl faydalanacağımızı, onları nasıl idare edeceğimiz konusunda bizleri bilgilendirmedi.

Sen sadece kendinle karşılaşabilirsin. Her karşılaştığın kişi, görünenin ötesinde, içsel bir mesafeyi ölçer, içindeki sen ve kendin arasında var olan mesafenin dışa vurumudur. Diğerleri ile karşılaşmanın en gerçek ve en kazançlı neticesi budur.

Kendimden ne kadar uzalaşırsam, aradaki mesafe o kadar çok başkalarıyla, sıradanlıkla, sayısız zorluklarla ve çoğu hoş olmayan olayalar karmaşası ile dolu olmak durumunda kalır.İçimdeki uzaklığı ne kadar çok kapatırsam, Dünya kendimle arama o kadar az nüfus edebilir.

Olaylara anlam yükleyen, hayatımızı kalabalıklaştıran insanları yaratan sizlersiniz. Onların ahlaki davranışlarından, eylemlerinin, tepkilerinin ve anlayışlarının niteliklerinden siz sorumlusunuz. İster bir saniye ister bir ömür boyu sürsün, onları aydınlatmak, ya da karanlıkta bırakmak sizin elinizdedir. Onları hayatınızda tutabileceğiniz gibi gitmelerine de izin verebilirsiniz. Dünya, sadece size dayalı olarak, insanların var olduğu ve olayların gerçekleştiği bir ışık ve gölge oyunundan ibarettir.

Diğerleri bizim Oluş durumumuzun yansımalarıdır. Belli durumların içimizden yok olması demek, belli olayların ve insanların yaşamımızdan yok olması demektir.

Zamandan bağımsız olmak yaşamı son derece kolaylaştırır. Kendinizi zamandan özgürleştirin. Kendinizi diğerlerine duyduğunuz hipnotik ihtiyaçtan arındırın. İçinizdeki cennete ulaşmak için kendinizi eğitin. Cennette yaşamanızı sağlayacak ne bir rol, ne bir arkadaş ne de bir iklişki var. Sadece siz, kendiniz bunu başarabilirisiniz. Hiçbir evlilik, müzik, uyuşturucu madde size mutluluğu ve cennetti vaat edemez...hiç bir politika, din, master, guru..kendi dışınızda hiç kimse bunu gerçekleştiremez.

Stefano D'Anna ( Agenda and Diary for Dreamers'tan alıntıdır)
http://www.sinediepublishing.com/

*

OTHERS

Solitude vs. others is a most interesting polarity of our lives, must crucial dichotomy, like light and darkness, fear and love, life and death. If there is one, there cannot be the other.

No school, no parent or mentor, no teacher or university taught us what is the meaning of the others, what are the others all about and for what reason they are there. Moreover nobody gave us instructions on how to 'make use' of them- to handle them.

You can only meet yourself. Whoever you meet, beyond the surface, is measuring, registering an internal distance, the gap existing between you and yourself. This is the real and most profitable outcome of encountering the others.

The more you are separated from yourself, the more this space must be filled with others, stuffed with casualness, with a multitude of adversities, with a crowd of events, most of which are unpleasant. The more you fill the inner gap the less the world intrudes between you and yourself.

It is you who gives significance to events, who creates the people crowding your life. You are responsible for their moral behavior, the quality of their actions and reactions, their understanding. It is in your power to illuminate them or to switch them off, for a second or a lifetime. You can speed them up or you can slow them down. You can keep them or let them go. The world is an appendix, a game of lights and shadows where people exist and things happen only because you are.

For a real man, meeting others is only a stratagem to know oneself, to discover one's own incompleteness and heal it.

The others are projections of our states of being. When certain states disappear from inside, certain events and certain people disappear from our lives.

Liberate yourself from time. Liberate yourself from the hypnotic need for others. Train yourself to have a paradise inside- a portable paradise. There is no role, friend, relationship, that can make you live in paradise. Only you, yourself can do it. No marriage, no music, no drugs can give you paradise or happiness. No politics, no religion, no master, no guru can do it-no one, out of yourself.

Stefano D'Anna  excerpt from Agenda and Diary for Dreamers
http://www.sinediepublishing.com/ 

13 Nisan 2014 Pazar

Tutuklu Kalmak - Being Stuck



Eğer hayatınızın bir noktasında tutuklu kaldıysanız, ne ileri ne geri adım atamıyorsanız kendi içinize dönün. Dürüstçe kendinize sorun: İlerlemek isteyen yanım ne diyor? Ya diğer yana gitmek isteyen yanım. Çünkü bu genellikle iki farklı yöne gitmek isteyen iki ayrı kutubun eşit derecede güçlü olmasıyla oluşan  bir durum. Mesela size göre vasat bir ilişkide ne mutlu olabiliyorsanız, ne de buradan çıkabiliyorsanız..Bir bakın bu durum hangi şekilde size hizmet ediyor. Belki bir ilişkide olmak isteyen yanınızla, özgürlüğü isteyen yanınız eşit derecede güçlü.. Sizi vasat ve görüşme sıklığı düşük bir ilişkide tutuyor olabilir bu durum.. Ya da alışkanlık ve güvene değer veren yanınız ile aşka ve genç kalmaya önem veren yanınız çarpışıp sizi bir noktada tutuyor.. Yeterince derininize inin, mutlaka cevaplar gelir.. sonrası ise sizin seçiminiz..

Sevgilerimle

*
If you are stuck in one area of your life. You can neither move forward nor move backwards, it is time to look inside yourself. ask yourself honestly: What is the part which wants to move forward saying? And what is the other part saying? Because this usually happens, if you have two sides inside you, which want to move to different ways at the same time, with the same willpower. For example if you are in a mediocre relationship in your point of view and you are neither happy nor can move out of it.. have a look and see how this serves you..Maybe the part which wants a relationship is as strong as  the part which prefers to be free..This can hold you in a relationship which is mediocre and has a low frequency of meeting each other. Or the part which things safety and habit is valuable is as strong as the part which says Falling in love and rejuvenation.They both clash with each other and you are stuck at a certain spot. Go deep inside enough, answers will definitely come. Afterwards it is only a choice..

With My Love


2 Nisan 2014 Çarşamba

1 Nisan 2014 TV8 Saba Tümer ile Bu Gece


İlişkiler, özellikle ikili ilişkiler ve isteklerimizi nasıl hareket geçiririz konularını içeren
Keyifli bir sohbet
*
An enjoyable talk on Relationships, especially romantic relationships and on how to create what we want..




Sevgilerimle
*
With My Love

21 Mart 2014 Cuma

Ben Böyleyim..Çünkü - I Am Like This..Because



Hayatınızda ' ben böyleyim çünkü...' dediğiniz alanlara dikkat edin. Çünkü, astrolojik haritam böyle..Çünkü, annem veya babam böyle..Çünkü , Tanrı beni böyle yaratmış..vs..
İşte o alanlar, egonuzun 'ben bulunduğum yerden bir adım öteye gitmeye şu an niyetli değilim' dediği alanlar. 'Bulunduğum yerden memnunum, buraya mıhlandım. Geçerli de kanun gibi güçlü bir nedenim var. '.. Bu noktayı aşmak istemeyen, iyileşme seansını yaşamasına rağmen bu noktayı halen besleyen kişiler, tekrar eski enerjiyi yaratıp oraya geri dönüyorlar..
O durakta beklemeyi ve kurban olarak yaşamayı seçiyorlar. Belki bir yanları bir sonraki aşamaya hazır, ama o durağı seven egoları henüz değil. Belki o durakta bir ömür geçirecekler, belki de hazır olduklarında adım atacaklar.. İyileşme bir anda olabilir, yeter ki egonuz o duraktan ayrılmaya, o duraktan ayrılmanın sorumluluğunu almaya hazır olsun..

Bakın bakalım, bugün nerelerde ve hangi koşullarda.. 'Ben böyleyim..Çünkü'.. diyorsunuz..

Sevgilerimle

*
Be careful of the areas in your life where you use 'I am like this, because..' Because my astrological chart is like this..Because my father is such.. Because my mother is such..Because God created me like this..
Exactly this are the areas in which your ego is saying ' I do not intent to go anywhere else. I am happy where I am, I am anchored here...And I have a very acceptable reason for this..' People, who do not want to go beyond this point , will feed the old energy even after a healing session and will recreate the energy.
They choose to be a victim and to wait at that station. Maybe a part of them is ready for the next step, but not the part of their ego, which likes to stand on this station. Maybe they will spent a lifetime at the same spot, maybe when they are ready they will move further..Healing can be in an instant, if your ego is willing to go beyond this station and if your ego is ready to take the responsibility for the next step..

Maybe today look at your life .. Where and which situations are you saying 'I am such..Because..'

With My Love

17 Mart 2014 Pazartesi

Inna Segal İlişkiler Hakkında - Inna Segal on Relationships



Bir çok insan,  romantik olarak tanımlayamadıkları veya bir kategoriye sokamadıkları  ilişkilerde  yakınlıktan ve kalplerini açmaktan korkuyor. İşlemeyen veya insanlara bir hapishanede oldukları izlenimini veren bir çok ilişki veya evlilik var.
Aşkın keskin sınırlarının yumuşadığı bir bir zamana girdiğimize inanıyorum. Kalbimizi açmak ve hayatımız zenginleştirmek  için değişik insanlara ve deneyimlere ihtiyaç duyduğumuzu fark etmeye başlıyoruz. İnsanlığın evriminde öyle bir noktaya geldik ki, birlikte olduğumuz insandan gerçek dışı beklentilerde bulunmamız gerekmiyor, onun tüm ihtiyaçlarımızı karşılamasını beklememiz gerekmiyor.
Biz toplum olarak olgunlaştıkça, aşkı yargılamayı durduracağız ve hem kendimize hem de itina ettiğimiz başkalarına çeşitli insanlarla derin ve tatmin edici bağlantılar geliştirmek için izin vereceğiz. Kalplerimizin genişlemesine izin vereceğiz ve kontrol, kurallar ve koşullanmalar yerine bilgelik, özgürlük, saygı dolu aşk deneyimlerine açık olacağız. Hem kendimize hem başkalarına; katı bir şekilde yargılamadan,, kıskançlık ifade etmeden, ya da bizim sunabileceğimizden daha fazlasını arzuladıkları için suçlu hissetmelerine neden olmadan derin bağlantıları deneyimleme ve keşfetme şansını tanıyacağız. Bunun yerine Dünyada sevgi dolu, bilge ve bize ilham veren birçok harika insan olduğunu fark edeceğiz. kalplerimizi açtığımızda hızla gelişir ve büyürüz. ( İyi Yaşamanın Sırrı Kitabı Inna Segal) 

Inna Segal, Vizyoner içgüdüsel Şifa®’nın yaratıcısı ve Vücudunuzun Gizli Dili ve Renkli Kartların Gizli Dili Kartlarının, ödüllü çok-satan yazarıdır. Inna tanınmış bir uluslararası şifacı, profesyonel konuşmacı, yazar ve televizyon sunucusudur.  En son çığır açan kitabı, İyi Olma Halinin Gizli Yaşamı 2013 Eylül ayında yayımlanmıştır.

                              

17-18 Mayıs 2014      Istanbul Konak Otel
Ayrıntılı Bilgi ve rezervasyon için:

İletişim:  +90 538 354 44 49  info@kampaworkshops.com
Bu telefon hafta içi 09:00-19:00 saatleri arası kullanımdadır.

Sevgilerimle

*


Many people are deeply fearful of closeness and of opening their hearts to a person they cannot define or put into a category of a romantic relationship. Thus, we have a lot of marriages and relationships that either don’t work or make people feel like prisoners.
I believe we are entering a time where the strict boundaries of love are becoming blurry. We are beginning to recognize that we need different people and experiences to open our hearts and enrich our lives. We are coming to a point in human evolution where we no longer have to place unrealistic expectations on the person we are with, and expect him or her to meet all our needs.

As we mature as a society, we will stop judging love and allow ourselves and those we care about to develop deep, satisfying connections with a variety of people. Thus, we will allow our hearts to grow, and enter into an experience of love with wisdom, free- dom, and respect rather than rules, conditions, and control. We will give ourselves and others the chance to explore and experience deep connections without the need to judge harshly, express jealousy, or make them feel guilty because they may desire more than we can offer. Instead, we will realize that there are many incredible people on earth who have a lot of love, wisdom, and inspiration to offer us. By opening our hearts, we greatly evolve and grow. (From the Secret of  Life Wellness)

Discover The Secret of Life Wellness: Introductionary WorkshopTurkey
10.00am - 7pm each day
Discover The Secret of Life Wellness: introductionary workshop
2-day workshop
For Turkey workshops, please contact Ayse on +90 532 2326292  or info@kampaworkshops.com    www.kampaworkshops.com
Saturday 17th to Sunday 18th May 2014

Zihin Ruh Beden Festivali 14-16 Mart Istanbul Lütfi Kırdar - Mind Soul and Body Festival 14-16 March Istanbul Lütfi Kırdar Convention Center

Muhteşem Ekip işbaşında..
*
Amazing team at work


Sözün Gücü ve İstediğin Türkiye'yi Yarat Meditasyonu adlı semienr Öncesi
*
Before the Workshop 'The Power of your Word and Create Your Turkey Meditation'



Harika El İlanları kendimatbaam.com tarafından yapıldı.
*
Wonderful Flyers made by kendimatbaam.com


Sevgilerimle
*
With My Love

6 Mart 2014 Perşembe

İnançsızlık - Disbelief



Hani bir konu da uğraşırsınız da, hep aynı sonucu alırsınız..Çalışırsınız o konu üzerine, ama bir türlü inancınızı geliştiremezsiniz. Konu açılınca yüzünüzde umutsuz bir ifade ile nasılsa olmuyor dersiniz.
Aslında, danışanlarımla çalışırken fark ettim ki, eğer bir konuda tüm çabalarınıza rağmen ilerleyemiyorsanız bütünlüğünüz yok. Yani bir parçanız 'kalk gidelim' derken, bir başka parçanız da 'hayatta olmaz' diyor. Siz o 'hayatta olmaz' diyen nağmenin farkında değilsiniz ve ne kadar çalışsanız da kıpırdayamıyorsunuz.
İnançsızlığınız da bilge tarafınızın aslında bir yerlerde bunu bilmesi ile ilgili. Size diyorki , daha engel olan kalıplarını tam temizlemedin.. Boşuna ilerleme bu şekilde..O halde vazgeçmek yerine, daha derinlerinize bakmalı, engel olan kalıplarınızı temizlemelisiniz eğer yol almak istiyorsanız..

Sevgilerimle
*
Sometimes there is an issue that you work with a lot and have the same result all the time. You work on the issue, but you can not believe that you will make it. Whenever you talk about it, you will have a desperate face expression and explain how it is not possible. 
Actually, while working with my clients I realized, that if you can not proceed in a certain area of your life although you make all the effort it is because you lack integrity. a part of you may say 'let's Go', whereas another part will say 'No way'. You are most of the time not aware of the part, which says 'no way'. Therefore although you work hard, you can not get there.
Your disbelief is your wise part, knowing somewhere deep inside about it. It tells you, you didn't clear your blockages still. Don't move on like this. 
What we need to do; is not to give up, but look deeper in you to find the blockages. So you can move on..
With My Love

14 Şubat 2014 Cuma

Sevgililer Günü Kutlu Olsun - Happy Valentine's Day


İlk sevgililer günü ile tanıştığım zamanı hatırlıyorum. Almanya'da bir seyahat acentasında çalışıyordum. Oteller ile kontrat yaptığım bir Uzakdoğu seyahatinden yeni dönmüştüm. Ve sonrasında tam da sevgililer günü zamanına denk gelen bir turizm fuarı oldu Hamburg'ta. Uzakdoğu'daki iş ilişkilerimle bu fuar ile ilgili görüşürken, biri tam da Valentine's Day orada olacağım, beraber kutlarız demişti. Ben de ne olduğunu bilmediğimden, Cumhuriyet Bayramı gibi bir bayram zannedip, ne hoş olur demiştim. Konu büyümüş, tarih yaklaştıkça ben etraftaki afişleri görüp işkillenmeye başlamıştım. Sonra öğrendim, Valentine Gününün anlamını.. Bu son derece zarif ve centilmen bey ise, benden de cesaret alıp, o gün 24 ayar bir bilezik hediye edip, benimle evlenmeyi düşündüğünü söylemişti.. Çok utanmıştım, yanlış anlamayı da açıklayamamış ve olumlu cevap verememiştim. Ama onu hep bugünü bana tatlı bir anı bırakarak özel kıldığı için şükranla anarım..
Sevgililer Günü bir çok kişi için stresli bir güne dönüştü. Gerçekten sevgili olup, aşklarının doruğunu yaşayıp o günü hakkıyla kutlayan bir azınlık dışında, her yıl sevgilisi olmayanların yoksunluk duygusunu tetikliyor.. Sevgilisi olan erkekler ise, bugünü beklentileri karşılamazsak olabileceklerin stresini yaşamamak adına özel kılmaya çalışıyor. Birçok kişi ise günü yalnız geçirme korkusu yaşıyor ve arkadaşları ile olsa da buluşup kutlamaya çalışıyor. Reklamların, televizyonun, afişlerin öğrettiği, ima ettiği şekilde kutlamaya çalışıyoruz bugünü..
Aşk, ilginçtir. Ne kadar şekle sokmaya çalışırsak o kadar uçar gider. Özgürlük ister, özgünlük ister. Spontanelik ister..Verilen bir güne, bir şekle bağlı olamaz. Bencildir, kendi için var olur.. Başkalarının ne diyeceği imajlarına, beklentilerine boyun eğmez. Coşar, taşar, akar sınırsızca..Her kuralla, şekille karşılaştığında gücünü yitirir.. Kolu, kanadı kırılır.. Uyum sağlamaya çalışsa da, susar yavaş yavaş ve bir gün çeker gider..
Herkes kendi Sevgililer gününü kendi zamanında, gününde, şeklinde keyfiyle yaşasın diyorum kısaca..
Sevgilerimle
*
I remember the time, when I first met 'Valentine's Day'. I was working at a travel agency in Germany. I just came back from a business trip to the Far East, where I made contract with some hotels. Afterwards there was travel trade fair in Hamburg, which was in the period of Valentine's Day. I was communicating with my business partners about this fair. One of my business contacts said I will be there on Valentine's Day, let's celebrate it together. I didn't know what it was, I thought that it was something like the day of the Republic and was fond of the idea on celebrating it together. The topic got intenser and as the date came closer, I started to see all the ads around and started have suspicions about the day. Later I learned the meaning of this special day. The very kind gentlemen, was encouraged by my positive approach and gave me  a 24 karat golden bracelet and proposed me. I was ashamed and couldn't explain that there was a misunderstanding and couldn't give him the 'yes' that he was expecting. But, I always think of him with gratitude, making my day special with a sweet memory..
Valentine's Day, became a stressful day for lots of people. There is a minority, who is in the climax of their love affair and celebrate this day the way it is expected. But for the majority it is a day, which triggers the feelings of lacking love the way they want in their lives. Men, who have a lover are stressful, they try to their best in order to make the day special according to the expectations of the women they are together with, so in doesn't turn into a nightmare afterwards. Lots of people are afraid to go alone through this day and celebrate it with friends. We try to celebrate this day, the way the adverts, tv teaches us what we should do.
Love is an interesting concept. The more you try to put it in form, to mold it, the more it will leave us. It wants to be free, it wants to be unique, it wants to be spontaneous. It can not be bound into a certain day or shape. it is selfish, it exists for its own sake. It can not bow to other people's images and expectations. It sweeps, expands, flows without borders..Whenever it meets a rule or a form it looses it's power. The branches break one by one. Even when it tries to harmonize, it becomes more and more quite  and one day it will go away totally.
In a nutshell, I would like to stay.. Let everyone have their own Valentine's day at a time at a way, which is unique to themselves.
With My Love




9 Şubat 2014 Pazar

Aşk için Ölmeli.. One must Die for Love



Bir çok kişi aşk istediğini söyleyip, özlemle tutuşuyor.. Aşık olmak isteyenler, aşkı yaşamak isteyenler merak ediyorum kendinize dönüp şunu sordunuz mu? Acaba aşkı neden istiyorum.?..
Aşkın bana şu an sahip olmadığımı düşündüğüm neyi getirmesini istiyorum.?..
Aşkın objesi dışarıda , beğendiğiniz bir bedende gözükse de.. Aslında kaynağı içinizde.  Ee o kaynak sizde ise, neden belli kriterlere uygun bir bedeni bekliyorsunuz ortaya çıkarmak için..İçinizdeki sevgi, aşk, Tanrı frekansı.. Nasıl adlandırırsanız adlandırın.., gerek ebeveynler, gerek öğretmenler, toplum, iş hayatı vs..ile o kadar çok koşul altına gömülü ki, kendiniz bulamaz hale geliyorsunuz. Biri enkazın altından onu görse ve dokunsa diye bekliyorsunuz. Hem de öyle biridir ki o, şık bir hediye paketi ile gelir, sizi sarar sarmalar ve sonra başka türlü dokunmadığınız, sorgulamadığınız kalıplarınızı, korkularınızı tetikleyerek sizi zorlar. Sanki içinizde biri; yardıma ihtiyacım var, kalbimin yolunda öyle engeller var ki, ben kendim o yolu açamıyorum. Bana yardım edin diye canhıraş bağırıyor.. Ve işte o kişi de gelip, sizi enkazın altından bulup dokunuyor, inisye ediyor.. Ve sonra siz de ona gerçekten ulaşabilmek için kalıpları teker teker kırmak zorunda kalıyorsunuz. Zaman zaman kanırtsa da, enkazın altında yatıp kalsam daha mı kolay olurdu acaba dedirtse de.. Gerçekten aşk ise, artık vazgeçme opsiyonu kalmıyor.. Ve siz yıkıyorsunuz bariyerleri.. Bu yolculuk için bariyerler ne kadar çok ise, aşkın da o oranda büyük olması gerekiyor... Her aşkın bir görevi vardır, o görevini kavuşarak ya da kavuşturmayarak gerçekleştirir. Hedeflediği engeller yıkıldıktan sonra, ya güzel bir sevgiye dönüşür. Tatlı talı demlenir, ya da çeker gider.. Cesaretiniz var mı aşka? Hazır mısınız aşk için ölmeye ?..

Sevgilerimle..

*

Lots of people tell thst they want to fall in love? They have a longing for it..The ones, who want to fall in love, who want to experience it, I have a question for you..Did you ever ask yourself, why do you want to fall in love? Why do you want love?..What should falling in love bring you, that you think that you don't have?..
Although it looks like the object of love is outside, in a body you like. Actually the source is in you..
And if this source is in you, why are you waiting for a body with certain conditions to unfold it?
The love frequency, God (however you want to name it) frequency in you is through your parents, your teachers, the society etc. hide underneath all kinds of conditions..Like a wreckage hidden deep down and you can not reach it yourself anymore. You are waiting for someone to see it, touch it, find it although it is hidden far away.
This person is normally, like a very chique gift package, and embraces you like a soft velvet blanket and than will initiate your deepest fears and make you question your strongest conditionings, definitely will challenge you..
It is like, someone in you is sending an SOS call, crying out :  I need help, there are so many barriers in front of my heart, I can not open the way by myself.. And than you find that person, for whom you need to break all the barriers one by one. From time to time it will challenge you more than you expect, and you may find yourself questioning maybe it was easier to stay underneath the wreckage. But if it is real love, there will be no option of giving up. And you break your conditionings..In order to go through the journey the love must be as big as your barriers are.. Every falling in love has a duty, and works by either coming together or not being able to come together. After the intended barriers are broken two options will follow. Either it turns into a sweet love or it goes away.. Are you brave enough to fall in love? Are you ready to die for love?..

With My Love